27 Ağustos 2015 Perşembe

Siyahla Beyazın Aşkı Biter mi?..

Tüm dünyayı siyah beyaz görmek ister miydiniz? Ya da televizyonu siyah beyaz izlemek?Muhtemelen ikisine de cevabınız hayır. Peki giyim söz konusu olunca siyahla beyaz kadar birbirine yakışan ikili var mıdır? Cevap tabii ki yine hayır. Zıt kutupların çekimi gibi, iki ayrı dünyanın buluşması gibi siyah ve beyazın birlikteliği de her daim şık, sade ve klas olmuştur. Asil ve mağrur siyahın yanında masumiyetin rengi beyaz... Bu iki renkle sonsuz kombinasyon yapılabilir. Siyah-beyaz kareli, siyah-beyaz puantiyeli, siyah-beyaz çizgili...ilk aklıma gelenler. Hepsini çok severim ama puantiyenin yeri benim için başkadır. O zaman iri puantiyelerle başlayalım.



Enine çizgilerin ise kilolu gösterdiği söylensede ne çizgili giymekten kimse vazgeçecek, ne de çizgilerin modası geçecek. 




Kalem elbiseler ise kalem etekler gibi ince vücutlara çok yakışıyor.



Bu sene yine çok moda olan maksi elbiselerde genelde floral desenler var ama klasik çizgilerden şaşmayayım derseniz siyah beyaz burda da baş rollerde.


İri kareli mini elbise ise hem spor hem günlük çok rahat çok sade ve zamansız.



Pötikare ise puantiyeden sonraki favorim. Tabii ki siyah beyaz olacak. İrili ufaklı, ince kalın her türlüsünde gözüm kalır, tıpkı bu elbisede olduğu gibi...



Siyah beyaz filmler gibi modası geçmeyen eskimeyen bu kombinlerden sonra daha renkli yazılar da gelecek. Şimdilik hoşçakalın :)


26 Ağustos 2015 Çarşamba

Ayvalık Cunda Gezimiz

Yine bir gezi yazısıyla devam ediyorum. Daha önce de yazmış olduğum ve gezmeye doyamadığım Ayvalık ve Cunda var sırada. Biz Dikili'ye 40 dakikalık mesafede olan  Ayvalığa günübirlik olarak gidiyoruz. O tarafa tatile gittiğimiz her sene uğramadan dönmeyiz, dönemeyiz yazık olur çünkü :) İşte bu senede yine aynı şekilde arabaya atladığımız gibi Ayvalık da aldık soluğu. Amma velakin bu sefer her zamankinden farklı olarak korkunç sıcak bir hava karşıladı bizi. Öyle ki gezmeye başlayabilmek için akşam üstü olmasını bekledik. Çünküüü artık minnak bir bebekle seyahat ediyoruz, her yere bizimle geliyor gelmesine ama henüz çok küçük, dikkat etmek lazım. Önce Cunda tarafını gezelim dedik. Cunda'da sokaklar yine güzel, 


çarşı yine güzel, 


deniz yine güzeldi...


Çarşıda zeytin ağacından yapılmış servis tabakları ve daha bir sürü güzel aksesuar bulabilirsiniz. Onun dışında deniz kabuklarından yapılmış süsler ve harika cam hediyelikler var. Havanın biraz serinlemesini beklerken oturduk ve dondurma yedik. Sakızlı başta olmak üzere her çeşit meyveli dondurma var. Girit dondurmasıymış, fena değil ama çabucak eriyor. Aslında bu sefer tekne turu yapmak istedik çok güzel gezi tekneleri vardı ama hava çok sıcak olunca bir sonraki sefere dedik. 



Burada cennetten ufak bir parça görmek ve denize girmek isterseniz adres: Patricia plajı. Zeytinliklerin yanından dar bir yolu takip ederek plaja gidebilir, sonsuz sükuneti ve muhteşem havayı içinize çekebilirsiniz.


Eşimin denizde bulup benim için çıkardığı deniz yıldızı, hayatımda ilk defa bir deniz yıldızım oldu :)



Alttaki manzara ise Ayvalık'ın meşhur Şeytan Sofrası'na ait. Burası kayalık bir tepede, rivayete göre şeytanın ayak izi olduğu söylenen bir delik var. Ayak izi şeytanın mı değil mi bilmem ama manzarası muhteşem. Ayvalık'ı 360 derece izleyebilirsiniz buradan.


Kalmak isteyenler için ufak butik oteller ve pansiyonlar mevcut. Bizim öyle bir planımız olmadığı için detaylı araştırmadık. Beğendiklerimizi dıştan fotoğrafladık.


Yemek konusunda gelince Cunda'nın balıkçıları ve mezeleri meşhur. Bunların da en bilineni Bay Nihat. Tüm mezelerin şahane, balıkların taze ve lezzetli olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Yalnız fiyat konusunda da lezzet konusunda olduğu kadar iddialı :) Daha uygun yerler de var. Denemek lazım. Yemek sonrası Bay Nihat'ta kahvenizi içebilir ya da meşhur Taş Kahve'ye gider çay kahve keyfini orada yaparsınız. 


Burda da sıcaktan mayışmış bebeğe hal hatır soran babası :)


Dönüşte karnımız açsa da değilse de bir ayvalık tostu yemeden gitmeyi düşünmeyiz bile. Çünkü ilk yediğimde anladım ki ben daha önce hiç ayvalık tostu yememişim :) Burada tostun ekmeği çıtır çıtır taptaze, mükemmel, içindeki malzeme ise belli, öyle ne buldularsa doldurmuyorlar Ankara da olduğu gibi. Ayvalık tostunu nerede yiyelim derseniz; Açelya Kafe. Denize sıfır, temiz, güzel bir mekan.


Mutlaka bizim bilmediğimiz daha nice yerler vardır buralarda. Her gittiğimizde yeni şeyler keşfediyoruz biz de. Keşfettikçe de bloga aktarıyorum okuyanlara fikir verir belki diye. Yazımın sonunda bol seyahatli, sağlıklı ve güzel günler diliyorum, daha yaz bitmedi :)